Cemal Paşa'nın yaverliğini yapmış Falih Rıfkı Atay'ın anılarından oluşan muhteşem bir kitap..Keşke yöneticilerimiz bu kitabı okumaya vakit ayırabilseydi de Orta doğu politikamızı ona göre şekillendirebilseydi. Tarih hep tekerrürden ibaret değil mi zaten?
Kitaptan altını çizdiğim kısımlar:
.....İki hikaye işittim. Masal olmadığı için anlatayım:
Cemal Paşa artık ordu komutanı değildir.Mütareke yakındır.Artık harbe niçin girdiğimiz tartışılabilir, büyük adamların küçük adamları adam yerine saymak ve onlarla görüşmek sırası gelmiştir. Arkadaşım Y.K bahriye çatanası içinde Büyükada'ya giderken sordu:
-Paşam söyler misiniz, bu harbe ne için girdik?
Ve üç dört yıl içinde bunalttığı bir nefesi boşalmış gibi ohlayarak bekledi.İşte cevap:
-Aylık vermek için!
Ve ilave etti:
-Hazine tamtakırdı. Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun eğmeli , ya öbür tarafla birleşmeli idik.
Kırtasiye ve maaş imparatorluğunun tarihi işte böyle biter.
Bu fıkranın belki büyük bir değeri olmayacaktı, eğer sonraları şu hikayeyi işitmeseydim:
Sakarya'ya yaklaşıyoruz. Bir millet olarak kalmak için harbetmek ve muzaffer olmak lazımdır. Tam o zaman da maliye durmuştur. İlim , ihtisas ve tecrübe Mustafa Kemal'e hükmünü söylüyor:
-Hazinede para kalmamıştır, bulmak ihtimali de yoktur.
İlim, itisas, tecrübe...Büyük kelimeler, büyük ve korkunç! Verdiği karar da şu: Türk milleti istijklalini ödeyemez!
Aylık vermek için harbi bırakmak lazımdı.
Mustafa Kemal'in kararı bu değildi. Vatan ve istiklal idi. En iyi kanunu arayıp buldu: "Milletin nesi var, nesi yoksa yüzde kırkını vatan savunması için verecektir."
Sakarya, Dumlupınar, İzmir ,Lozan ...hepsini böyle ödedik.
Mustafa Kemal, Büyük Harbe girmek aleyhinde idi:
Kafa ve sanat adamı olduğu için!
Mustafa Kemla Kurtuluş Harbini bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için !